Dün akşamki rakip Kayserispor her ne kadar düşme hattında olsa da, lig kaliteleri tartışılabilecek olmasına rağmen, son takımı köklü Dinamo Zagreb dahil görev aldığı her takımda 2+ puan ortalaması olan, ligimizin gün itibariyle kalbur üstü takımları Göztepe, Eyüp ve Trabzonspor dahil oynadığı 4 maçta 2 galibiyet 2 beraberlik almış yeni hocasıyla hem skor hem oyun olarak ciddi çıkışta idi ve özellikle ikinci yarıda pozisyon olarak olmasa da oyun olarak oldukça sıkıntı yarattı.
Beşiktaş adına maçın ilk yarısı daha iyi gözükürken, son haftalarda yavaş yavaş oturmaya başlayan ön alan baskısı ve set hücumu denemelerini biraz görebilsek de, finaldeki hücum aksiyonlarının öndeki üçlünün net yetersizliğinden bir türlü gerçekleşememesi takımın şu andaki en büyük sorunu olarak yine göze çarptı. Ceza sahası çevresine kadar sorunsuz ve organize getirilen toplar o noktadan sonra yine kilit pas, çalım, asist, bitirici vuruş ve tercih yanlışlarından sonra tabiri caizse buharlaştı. Özellikle Immobile, orta sahadan Fransa’ya ışınlayarak kurtulduğumuz kara deliğin, ön alandaki beyaz versiyonuna dönüşmüş durumda ve buna Rashica’nın bal yapmayan arı performansı eklenince istenilen pozisyonlar bir türlü gelmedi ve skor yine hızlı bir geçiş hücumu bireysel yeteneklerle bulunabildi.
İkinci yarı ise, bunda muhtemelen zaten kondisyon ve fizik kalite eksikliğini sezon başından beri herkesin söylediği takımın son 7 günde 3 maç yapmış olmasının da getirdiği yorgunlukla her geçen dakika daha fazla oyundan düşmesiyle çok daha gel gitli bir şekilde geçti. Özellikle, rakip tarafından bilinçli olarak yapıldığını düşündüğüm, hemen ikinci yarının başında 46. ve 47. dakikalarda peşpeşe, artık Beşiktaş hücumunu net olarak organize ettiği bilinen Joao Mario’ya yapılan baskı sonucu 2 kere kazanılan toplarla yapılan hızlı Kayseri hücumları, Solskjaer’in geldiğinden beri en sıkıntılı geçen 45 dakikasının aynası ve sebebiydi.
Maçın finaline ve toplamına baktığımızda ise, kötü olmasa da iyi de denemeyecek bir oyuna rağmen kazanmak ve oyunu olmasa da en azından mücadele ruhunu kaybetmemek elbette özellikle büyük takım için önemli. Maçın en net ve tek gol pozisyonunda ise Mert yine güven verirken, Arroyo için zaman, Immobile Rashica Muci ve Semih, Beşiktaş hücum hattı için ise daha ciddi ve kaliteli alternatifler gerektiği yine göze çarptı. Emirhan 7de7 ikili mücadele başarısı ile ışıldayıp ratinglerde de zirve ile maçın oyuncusu gözükse de, genel yorumların aksine ben bu maçta Udokhai’yi de bir iki sakarlığına rağmen, özellikle ilk toplara çok net müdahaleleri ve fiziksel olarak Kayseri’nin en iyi oyuncularından biri olan Nazon’u yıldırmasıyla oldukça beğendim.
Kaybetseler de, benzer olarak Beşiktaş’ta Solskjaer’in yaptığı gibi, aynı ve kısıtlı kadroya çok kısa sürede oyun ve mantalite olarak ciddi seviye atlatan ve kalitesi adım adım gelişen Beşiktaş’a karşı Dolmabahçe’de oynadığı futbol sebebiyle rakibi tebrik etmek gerekir. Ligimizdeki Anadolu takımlarını dönme dolap gibi gezen aynı yerli ama yersiz, yetersiz hoca kısır döngüsünden kurtulma ve ligin futbol kalitesini artırma yolunda umarım Thomas Reis ve Sergej Jakirovic gibi daha fazla hocayı saha kenarında görmek dileğiyle..