Eaglemedia Spor Acun Ilıcalı & Ersin Düzen gerginliği!

Acun Ilıcalı & Ersin Düzen gerginliği!

4 Dakika
Okunma Süresi

Ersin Düzen ile Acun Ilıcalı'nın Görüşleri

Ersin Düzen: Hiçbir şey konuşulmuyor, Mourinho'nun "maymun" demesi konuşuluyor gibi bir yaklaşım olmasını rica ediyorum sizden. Biz konuşuyoruz. Sayın Ulusi Belgü bir şey söylediğinde de konuşuyoruz, Metin Öztürk bir şey söylediğinde de konuşuyoruz.

Acun Ilıcalı: Evet ama konuşurken, Ersin, şunu beklerdim senden. Futbola ve dünya futboluna bu derece hâkim biri olarak, biraz evvel yayında niye şunu söylemedin? "Bunun ırkçılıkla hiçbir alakası yok." diyemedin o zaman. Neden "Maymun sesi çıkarmak bile suçtur." diyerek olayı o tarafa doğru sürdün de, "Bu adam beyazsa, bunun ırkçılıkla ne alakası var?" demedin?

Ersin Düzen: Ben, karşımdaki konuğumla konuşuyorum. Siz şu anda misafirimizsiniz, telefonla bağlandınız. Misafirimsiniz, başımın üstünde yeriniz var, her konuğum olduğu gibi. Lakin benim burada ne söyleyeceğime hiç kimse karar veremez.

Bir saniye müsaade edin. Bakın, müsaade edin. Benim ağzımdan çıkacak olan cümlelere hiç kimse karar veremez, hiç kimse. O yüzden, ben "Bunu ırkçılık kabul etmiyorum." diye zaten baştan ifade ettim. Fakat eğer bir insanı maymuna benzetiyorsanız, sonuçta karşınızdaki kişi bunu ırkçılık olarak da değerlendirebilir.

Şimdi yarın Galatasaray Kulübü’nden herhangi bir futbolcu... Siz diyorsunuz ki—bakın, ben başında size bir şey söyledim. Dedim ki, "Siz bunu siyahi, beyaz olarak ayırırsanız, başkalarına yeni bir tartışma noktası açmış olursunuz." Yarın Galatasaray’dan bir siyahi oyuncu, kulübedeki bir siyahi oyuncu sizin bu söylemleriniz üzerine dava açsa... "Ben orada siyahi bir oyuncuyum, asbaşkanı da böyle söylüyor. Ben bu yüzden dava açıyorum." dese, ne diyeceksiniz Sayın Ilıcalı?

Ben zaten ağzımdan ırkçılık olmadığına dair görüşümü beyan etmişim, dile getirmişim. Fakat yurt dışında neler yaşandı, benzerlerinde neler gördük, hepimiz biliyoruz. Bunu Mourinho da biliyor. Bunu Mourinho da biliyor. Bu noktada sizden rica ediyorum... Ben burada yorumcu ve moderatör olarak da programın idaresinden sorumluyum. Sayın Erhan Yazgan’a da aynı şeyi ifade ettim. "Ben bunu ırkçılık olarak görmüyorum." dedim. Ne yapmam lazım? Bunu alnıma yazmama gerek yok herhâlde. Ya da altına "Ersin Düzen’in fikri" diye bir not mu düşelim?

Bağlanmamı siz istediniz, bu bir. Tamam mı? Ondan sonra ben bir şey söyleyeceğim.

Acun Ilıcalı: Konuşabilir miyim? Konuşabilir miyim? Ben konuşamıyor muyum? Bir şey soracağım. Ben konuşamayacağım galiba.

Ersin Düzen: Müsaade edin. Galatasaray tarafı kendi fikrini beyan etti. Ben de sizin bağlanmanızı tabii ki teklif ettim. Bunu inkâr edemem ki. Sizin burada bir saygısızlığınız da yok. Sizin fikirlerinize karşı çıkmıyorum da. Siz böyle söylüyorsunuz, ben böyle söylüyorum demiyorum. Ama siz bana "Ersin, senden şunu beklerdim. Şöyle şöyle demen lazımdı." diyorsunuz. Ama ben özgürüm. Benim ağzımdan çıkacak yoruma hiç kimse karar veremez. Zaten söyleyeceğimi söyledim.

Acun Ilıcalı: Konuşabilecek miyim?

Ersin Düzen: Estağfurullah, tabii ki. İstediğiniz kadar.

Acun Ilıcalı: Müsaadenle... Nasıl sen bir yöneticiyi, futbolcuyu eleştirebiliyorsan, ben de bir yönetici olarak seni eleştirebilirim. Böyle bir hakkım var. Seni eleştirmem demek, "Benim dediğimi söylemek zorundasın." demek değildir. Bundan bunu çıkartman da senin kariyerine yakışmadı.

Ben "Senden şunu beklerdim." demem, "Benim dediklerimi söylemen gerekiyor." demek değildir. Sen bunun üzerine "Ne söyleyeceğime ben karar veririm." dersen, bunun Türkçesi saygısızlıktır.

Ben sana eleştiri yapamayacaksam ve sadece sen bana eleştiri yapacaksan, o zaman ben susayım, sen devamlı eleştir. Futbolcuyu eleştir, yöneticiyi eleştir. Herhâlde karşılıklı eleştiri olabiliyor, değil mi?

Ben de sonuç itibarıyla, sizin programda ben bağlanana kadar akşam boyunca "Mourinho’nun sözleri ırkçılık mı, olabilir mi, değil mi?" şeklinde tartışıldığını gördüm. Senin gibi vizyon sahibi birine burada müdahale edip "Arkadaşlar, burada ırkçılık olamaz. Bu, çok basit bir şekilde ırkçılık değil." demeni beklerdim.

Bunu söyleyebilirim, bekleyebilirim. Sen de bunu eleştiri olarak alıp "Ben katılmıyorum, bence ırkçılık olabilir." dersin. "Onu dersin, bunu dersin." Senin dediğine ipotek koyuyor değilim ki ben. Neyse, bunu uzatmayalım.

Ersin Düzen: Bence de uzatmayalım. Türkiye’nin gündemine ırkçılık mevzusunu biz sokmadık, kusura bakmayın.

Acun Ilıcalı: Tabii ki öyle bir iddia olmadı. Ama burada hakkaniyetli olmak lazım. Irkçılıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir konuyu daha net bir şekilde değerlendirmek gerek diye düşündüm. Bu da yanlış anlama, sana olan güvenimden dolayı yapılan bir eleştiri. Senin vizyonun ve kariyerin…

Ersin Düzen: Bakın, programın kaçıncı dakikasını izlediğinizi bilmiyorum.

Acun Ilıcalı: Kaçırmış olabilirim, başını kaçırmış olabilirim. Orada haklısın.

Ersin Düzen: O yüzden, neticede kendi hakkımı yediğiniz için ifadelerimi bu yönde kullanıyorum, anlatabiliyor muyum?

Acun Ilıcalı: Mükemmelsin. Şimdi… Eğer başını kaçırdıysam, o zaman tabii ki hakkını veririm. Programın başını kaçırmış olabilirim. Ben çünkü belli bir noktada bağlandım. Belki ondan önce sen "Irkçılık yok." dedin ve ben kaçırdım.

Yorumlar
B
BÜLENT USLU 1 ay önce
Beşiktaş
BEĞENME
0
CEVAPLA