Mehmet Eyüp Yardımcı’dan Beşiktaş’a Tarihi Vurgu ve Kritik Uyarılar

Suç ve Ceza
Mehmet Eyüp Yardımcı’nın değerlendirmesi şu şekilde: Tarihler 13 Şubat 2000’i gösterdiğinde, merhum başkan Süleyman Seba veda konuşmasında;
“Beşiktaş kulübünde hak ve söz sahibi olan ve hesap verilecek tek organ durumunda bulunan siz değerli genel kurul üyelerine hesap verebilmek amacıyla söz almış bulunuyorum.
Beşiktaş kulübünün hiç kimsenin tasarrufunda olmadığı, kulübün tek sahibinin siz değerli genel kurul üyeleri olduğu malumunuzdur. Kulüp idaresinin ise prensipler manzumesi çerçevesinde, kulübümüzün tüm manevi değerlerini göz önüne alarak yapılması gerektiğine inanmaktayız. Aslında kulübümüzün kamuoyundaki saygınlığı buradan kaynaklanmaktadır. Her zaman temel kural olan ‘usul, esastan önce gelir’ prensibine bağlı kalarak üyelerin üretici, yapıcı ve kulüplerine faydalı olabilmeleri için söylemek istediklerini yönetimin içinde usul ve esaslara uygun, Beşiktaşlılık nezaketi ve asaleti içinde söylemeleri beklenen temel konudur.
1984 yılında, ilk defa huzurlarınıza çıktığımda, kongre konuşmamda basında söylemiş olduğum sözleri hatırlatmak istiyorum:
‘Herkesi bir zaman için aldatabilirsiniz,
bazı kişileri her zaman aldatabilirsiniz, ama herkesi her zaman aldatamazsınız!’
Değerli kongre üyeleri; hayatım boyunca ben kimseyi aldatmadım, aldatmaya da çalışmadım.1984 yılında huzurlarınıza hangi heyecan ve duygularla gelmişsem, bugün de huzurlarınızda aynı heyecan ve duygularla başım dik, gönlüm rahat ve huzur içerisinde sizlere veda ediyorum!”
O vedanın ardından bugüne gelene kadar Beşiktaş çok yıprandı. Bu konuyla ilgili birkaç kez yazdım, yazmaya da devam edeceğim çünkü tek dileğim Beşiktaş’ı içten yiyen, sömürenlerin bir gün bitmesidir.
Bunun bitmesi tüm camianın, değerli kongre üyelerinin ve taraftarının elindedir.
Önce alkışla seçtiğimiz yönetimleri sonrasında ise iki hafta ardından istifaya davet etme sabırsızlığından kurtulmalıyız. Beşiktaş yönetimlerine seçilmiş ve sonrasında görevi bırakmış yöneticilerin hepsi Beşiktaş adına görev devam ediyor mantığında hareket etmesi gerekir. Tüm yöneticilerin kendi çevrelerindeki imkanları Beşiktaş’ın hizmetine sunmalıdır.
Bu işlerin ardından kazanan mevcut başkan ve yönetim heyeti değil, Beşiktaş olacaktır.
Beşiktaş, Süleyman Seba sonrasında kendi içinde ortaya çıkan anlayışı yok etmelidir.
Süleyman Seba ardından yeni bir düzen kurmaya çalışanlar, Beşiktaş içinde ister istemez adeta 1789 Fransız Devrimi’nde kimi tarihçiler tarafından da “çağ açan” bir olay olarak tanımlanışına benzer. Devrimin ortaya koyduğu fiili sonuçlar ve yaydığı düşünceler Avrupa siyasi tarihinde büyük sonuçlar ortaya çıkarmış, dahası, her toplumsal olayın sebep olduğu gibi, halkın ve insanın davranışları üzerinde kalıcı birtakım değişikliklere sebep olmuştur. Fransız Devrimi’nden sonra yükselen burjuvazi, tamamen bireysel saiklere dayanan “burjuva ahlakı”nı ortaya çıkarmıştır. Beşiktaş içine yerleşen bu ahlak düzeninden kurtulmalıdır.
Bu işin sorumluları tarafından işlenen SUÇ’un CEZA’sını Beşiktaş çekmemelidir.
Bu ahlaki düzen mevcut başkan ve yönetime karşı da hareket içindedir. Dün alkışlandılar, bugün ise yüksek sesle eleştiriliyorlar. Eleştirilecek yanları illaki vardır, olacaktır ama eleştirme ses düzeyimiz bu olmamalıdır. Sayın başkanın öncelik verdiği “Bankalar konsorsiyumundan” kurtulmanın ardından sonra asli işler başlayacaktır. Ekonomik anlamda sırtındaki yükten kurtulmuş, geçmişteki hatalarından ders çıkarmış daha kuvvetli yönetimlerin görev alacağı Beşiktaş Kulübü hak ettiği yerde olacaktır.
Bu kulüp şanlı tarihiyle Türk sporuna damga vurmuş, Türk spor tarihinde zaferler, ilkler yaşamıştır.
Gelecek Beşiktaş’ındır.
Beşiktaş birlik ve beraberlik içinde olduğu zamanlar önündeki tüm engelleri yıkıp geçmiştir.