Türk Futbolunda Hakem Kararları: Eyyam Tartışması ve Adalet Arayışı
Ömer Selim Kul: Önemli değil ki. Önemli ama siz... Değil abi, değil.
Cem Dizdar: Bir şeyin önemli olup olmadığına siz mi karar vereceksiniz ya? Benim duygularıma sen mi karar vereceksin, önemli olup olmadığına ya? Sen de şunu görmezden geliyorsun. Ya, bu insanlara hakaret etmektir tahammül etmek!
Ömer Selim Kul: Doğru. Bizim Türk hakemi önceki pozisyonla veriyor, sonraki... Var abi, var. Var. Bunu Türkiye'de görüyoruz sadece, Avrupa'da görmüyoruz.
Cem Dizdar: Ya niye o zaman elit hakem istiyorsun? Elit olmayan yabancı hakemi niye istemiyorsun? Nesin sen ya? Uğur Melek’e demiş ki, "Elit hakemler gelirse katkı sağlar." Peki, elit olmayan yabancı hakem istiyor musunuz?
Ömer Selim Kul: İstiyorum ben.
Cem Dizdar: Elit olan Türk hakemi istiyor musun?
Ömer Selim Kul: Eyyam yapıyorlar abi. Eyyam denilen şey burada var.
Cem Dizdar: Bu senin uydurduğun bir şey. Bu "eyyam" kelimesini size eski hakemlerden biri öğretti. Yıllarca anlattı anlattı, öğrendiniz. Hiç yapmıyorlar. Kullanıp duruyorsunuz. Elit yerli hakem, elit buralı hakem istiyor musunuz? İstemiyorsunuz. Buralı hiçbir şeye tahammülünüz yok. Fırat Aydınus’a da tahammülünüz yok. Çünkü başlıkta diyorsunuz ki: "Nasıl tahammül ettik Fırat Aydınus’a?" E oldu mu bu şimdi ya? Oldu mu şimdi yani? Biz birbirimize bunu yaparız. Konuşurken dilimizle birbirimize bunu yaparız. Sen benim yerime neye duyarlılık göstereceğime, kimden yana olacağıma, hangi pozisyonu nasıl tanımlayacağıma karar vereceksen, bu dünyada benim anlamım ne olur?
Ömer Selim Kul: Beni lütfen bu konuda bir dinle, ben de anlatayım niye böyle diyorum. Türk hakemleri... Bunu biz defalarca o maçları izlerken yaşadık. Biz yaşadık, ben yaşadım. Demek ki abi, sen farklı bir gözle izlemişsin.
Cem Dizdar: Onu anlatıyorum. Lemina’nınkini o penaltı diyor, öbürü değil diyor.
Ömer Selim Kul: E tamam, bunu kimse sorun etmiyor. Çünkü biliyor ki oradaki mevcut şartlara göre bir karar verilmemiş.
Cem Dizdar: Sen niye sorun ediyorsun?
Ömer Selim Kul: Hangi takım, hangi saha, hangi...
Cem Dizdar: Bunu sen kime göre tasnif ediyorsun? Rize’ye göre mi, Antalya’ya göre mi, Manisa’ya göre mi, Isparta’ya göre mi? Kime göre tasnif ediyorsun?
Ömer Selim Kul: Milyonlarca futbolsevere göre tasnif ediyorum. Ama şu kadar da değil abi. Cem abi, şu da değil yani. Türkiye’deki hakemlerin kurala göre karar vermediğini, anlık şartlara göre karar verdiğini hakemler bizzat kendileri söylüyorlar ya.
Cem Dizdar: Ya hangi hakem? Şunun bir adını versene. Kim söylemiş bunu? Kurala göre karar vermeyen hakem hangisi ya? Yanlış yaptım, bıraktım dedi biri gözümüzün önünde: Deniz Çoban. Onu biliyoruz. Diğerleri kim ya? "Kurala göre karar vermedim" diyen hakem kim?
Ömer Selim Kul: Cem abi, hakemlerin kararları subjektif olduğu için müthiş konforlu bir alanda, inanılmaz bir rahatlık içinde hareket ediyorlar.
Cem Dizdar: Bu analizini topluma yaygınlaştırdınız, şu "eyyam" ifadesi gibi. Birisi "eyyam" dedi, bu hoşuna gitti insanların.
Ömer Selim Kul: Yapmıyorlar mı?
Cem Dizdar: Yapmıyorlar.
Ömer Selim Kul: Nasıl yapmıyor? Birine penaltı veriyor, 10 dakika diğerinin aleyhine düdük çalmıyor mu? Sonra onu telafi edip başka türlü bir yönetime geçmiyor mu? En çok da Cüneyt Çakır yapıyordu bunu.
Cem Dizdar: Yaptığını kanıtlayamazsın bir maçın içinde.
Ömer Selim Kul: Kanıtlayamıyorum diye gerçeklikten kopamayız abi.
Cem Dizdar: O zaman iddia etme. O zaman hakemlere hiç kimse bir şey diyemez.