
Borcu Katlayan Seçimler

İki adayın yarıştığı bir seçim. Hangisinin kazanacağını umursamıyorum açıkçası. Sonuç değişmeyecek. Ortalama 4-5 yılda bir şampiyonluk geliyor. Her şey şampiyonluk mu? Adaylardan biri devasa sponsorluktan söz ediyor. Aynı gün birbiri ardına yalanlama geliyor. Mevcut sponsorluk haricinde verilmiş sözlerinin olmadığını söyleyip duruyorlar firmalar. Kaldı ki bu başkan adayı Beşiktaş’ın en kaotik döneminin en önemli aktörlerinden.
Ne hikmetse hiçbirine bir şey olmuyor. Gelen gidenin ardından sallıyor. ‘Şu kadar borç bıraktı. Gelecek 3 yılın alacakları kırılmış’ falan. Hep ayrı terane! Hiçbirinin dilinden düşürmediği iki söylem “Süleyman Seba duruşu ve kimsenin parası Beşiktaş’ta kalmaz.” Evet haklısınız! Hiçbiriniz beş kuruş paranızı Beşiktaş’ta bırakmazsınız. Ama Beşiktaş sayesinde reklamın kralını yaparsınız.
Ola ki Serdal Adalı kazanırsa, söyleyeceği şey “futbolculara verilen ücretler” olacaktır. Tıpkı öncekiler gibi. Hüseyin Yücel kazanırsa ses bir süre kesilir. En küçük krizde yeniden seçime gidilir ve gelen kişi süreci tekrarlar. Maalesef devlet buna kulağını tıkıyor. Bu durum sadece Beşiktaş’ın sorunu da değil. Ülke futbolunun durumu bu. Basketbolda yönetim basketbolun içinden gelenlere geçti. Sonuç ortada. Gerçi futboldaki kadar paranın olmaması da etkili bunda.
Yeter artık! İşadamları çeksin artık elini futbolun üzerinden. Madem kulüp yönetilecek, sporun içinden gelenlerin ekip oluşturup yönetime talip olması gerekiyor. ‘Onlar hangi parayla çevirecek işi’ dendiğini duyar gibiyim. Varsın ülke sporu kendi kabuğuna çekilsin bir süre! Sonrası çok daha iyi günlere gebe! Hiçbir şey olmazsa bile, en azından borçlar katlanarak artmaz.