
Önce Sabırtaş Sonra Beşiktaş..

Maç Beşiktaş adına bu sezonun muhtemel en iyi ilk 20 dakikası ile başladı. Bunu söylerken yine çok iyi bir futbol, organizasyon ve bol pozisyon gibi şeylerden bahsedemememize rağmen, tribünde oturan yeni patrona kendini göstermenin getirdiği futbol oynama arzusu ve isteği, en büyük eksikliği tempo olan takıma belli bir düzeyde bunu katmış gözüktü. İlk yarının ikinci yarısında ise sezon başı yüklemesini Hollanda ligi seviyesinde yapmış takımın kendi seviyesinin çok üstünde yaptığı temponun sonucu kondisyon problemi yine baş gösterdi ve git gelli bir oyunla devre tamamlanmış oldu.
İkinci yarıya da arzulu ve istekli başlanırken, özellikle 60 ve 61. dakikalarda peşpeşe gelen kale ağzındaki iki pozisyon içinse ancak Beşiktaş kaçırabilirdi dedirtti. Hemen iki dakika sonrasında ise Türkiye değil ama futbol standartlarında faul bile çalınmayacak pozisyona hakemin 2. sarıdan kırmızı ile Van Drongelen’i oyundan atması ise tam bir türk hakem komedisiydi. Hemen her sene sezon başından itibaren 10 maç doğrayıp işlemi tamamladıktan sonra geri kalan maçlarda böyle lehte fahiş 1-2 hatayla, düşük zekalara ve/veya yüzsüzlere bakın her takıma hata yapılıyor dedirttiğiniz senaryoyu yemiyoruz, eksik olsun çalmayın!
64. dakikadan sonra ise 24 şut, 41 ceza sahası içinde topla buluşma ve 2.25 gol beklentisi ile sezonun en iyi istatistiklerine ulaşılsa da, skorun alınamamasında en büyük etken takımın ikinci en önemli sorunu, kalite eksikliği oldu. Öncesinde ise hadi Musrati’yi bir kenara koydum, Joao Mario neden bu takımda oynuyor ve takım 60 dakika neredeyse 10 kişi oynamak zorunda bırakılıyor hala anlamış değilim. Ayrıca Serdar hocanın bir kişi eksik kalmış rakibe karşı ikinci forveti almak için 82. dakikaya kadar beklemesi de skorun alınamamasında bir diğer büyük etkendi. Bu maç öncesine kadar, gerçek bir hedef hoca alınamayacaksa Serdar Topraktepe ile devam edilmesi gerektiğini düşünüyordum, maç bitiminde ise iyi ki yeni hoca tribündeydi demek zorunda kaldım.
Başarılı olur ya da olmaz, gidilen tüm hocalar öcü görmüş gibi son 3 yılda 10 hoca değiştirmiş bu takımdan kaçarken öncelikle Solskjaer’e geldiği için bir teşekkür ve bu sene sonuçlar nasıl olursa olsun hoca ve yönetime sabır etmek lazım. Solskjaer ne yazıldığı çizildiği kadar iyi ya da kötü, defansif ya da hücumcu bir hoca değil, tam anlamıyla pragmatist bir hoca ve önümüzdeki 1,5 yıllık nekahat döneminde Beşiktaş’ı toparlayıp belli bir düzeye getirecektir. Sürekli hoca yemenin ve sistemsizliğin, plansızlığın sonuçlarını 4 yıldır net bir şekilde görmüş olan camiaya ve taraftara düşen artık sabır ve koşulsuz destektir.